Kendi Varlık mı, Platform mu?
Web satışı yapan girişimlerin çoğu hem kendi sitesini hem pazaryerini kullanıyor. Resmi araştırma iki kanalın da yaygın olduğunu gösteriyor: web satışı yapan girişimlerin büyük kısmı kendi web sitesi ya da mobil uygulamasını kullanıyor, benzer bir oran da çevrimiçi pazaryerlerinden satış yapıyor.
Yani soru “hangisi” değil. Soru, hangisinin sizin olduğu. Sahiplik farkı da uzun vadede belirleyici oluyor.
Rakam Ne Söylüyor?
BU BÖLÜMÜN ÖZETİ
- İki kanal birlikte yürüyor
- Pazaryeri hızlı başlangıç veriyor
- Kendi varlık kalıcılık veriyor
Üç bulgu var.
İki kanal birlikte yürüyor
İşletmeler tek kanala bağlı kalmıyor. İki taraflı çalışıyorlar. Riski dağıtmak da bilinçli bir tercih oluyor. Tek kanala bağlı kalmak kırılganlık üretiyor. İki kanal ise dengeyi kuruyor. Biri talep getiriyor, diğeri kalıcılık sağlıyor. İkisi birlikte çalışıyor. Rakip değil, tamamlayıcı oluyorlar. Doğru kurgu ikisini birlikte kullanmak oluyor. Biri eksikse denge bozuluyor. Tek ayak üstünde durmak da zor. Hem kendi varlığını hem platformu kullanıyor. Bu bir tercih değil. Bir denge arayışı ve mantıklı bir yaklaşım.
Pazaryeri hızlı başlangıç veriyor
Kurulum kolay ve müşteri hazır bekliyor. İlk satış da çabuk geliyor. Başlangıç için doğru bir tercih bu. Yanlış olan, yalnızca orada kalmak. Yanına kendi varlığınızı eklemek gerekiyor. Büyük olması da şart değil. Tek sayfa bile bir başlangıç sayılıyor. Zamanla genişletilebiliyor. Önemli olan başlamak. Mükemmel olmasını beklemek erteleme üretiyor. Basit bir sayfa da iş görüyor. İletişim bilgisi ve teklif formu yeterli oluyor. Gerisi zamanla ekleniyor. Baştan büyük düşünmek gerekmiyor. Küçük başlayıp büyütmek daha sağlıklı işliyor. İlk satış çabuk geliyor. Bu yüzden çoğu işletme oradan başlıyor. Başlangıç için de doğru bir tercih.
Kendi varlık kalıcılık veriyor
Site sizin, veri sizde ve kural da sizde. Platformda ise üçü de başkasının elinde duruyor. Kural değiştiğinde haber verilmiyor. Uyum sağlamak size düşüyor. Hazırlıksız yakalanmak pahalıya mal oluyor. Gelir bir anda düşebiliyor. Alternatif kanal darbeyi hafifletiyor. Hazırlık önceden yapılıyor. Kural değiştiğinde de elinizde bir alternatif duruyor. Platformda ise üçü de başkasında. Fark kısa vadede görünmüyor. Ancak bir kural değiştiğinde ortaya çıkıyor.
Manşetin Kaçırdığı
BU BÖLÜMÜN ÖZETİ
- Platform müşteriyi size vermiyor
- Kural değiştiğinde uyarı gelmiyor
- İkisi rakip değil
Üç ayrıntı var.
Platform müşteriyi size vermiyor
Satış olsa da müşteri bilgisi çoğunlukla platformda kalıyor. Size ulaşmıyor. Bir sonraki satış için aynı yoldan geçmek gerekiyor. Komisyon her seferinde ödeniyor. Biriken bir değer oluşmuyor. Beş yıl sonra da aynı noktada olunuyor. Yani her satışta yeniden başlıyorsunuz. Biriken bir varlık oluşmuyor. Her yeni satış için baştan ödeme yapılıyor.
Kural değiştiğinde uyarı gelmiyor
Komisyon oranı değişebiliyor. Görünürlük algoritması ya da kategori kuralı da öyle. Karar sizin elinizde olmuyor. Tek kanala bağlı işletme burada savunmasız kalıyor. Hazırlık yapmak da mümkün olmuyor.
İkisi rakip değil
Pazaryeri talep getiriyor. Kendi varlığınız ise o talebi kalıcı kılıyor. Doğru kurgu ikisini birlikte kullanmak oluyor. Yanlış olan, yalnızca birine bağlı kalmak. Denge kurmak da zor değil.
İşletme Ne Yapmalı?
BU BÖLÜMÜN ÖZETİ
- Maliyet: bağımlılığı ölçmek yarım saat
- İlk adım: veriyi kendinize alın
- Sonraki adım: ikinci kanalı açın
Üç adım.
Maliyet: bağımlılığı ölçmek yarım saat
Satışlarınızın yüzde kaçı tek bir platformdan geliyor? Oran yüksekse risk de yüksek demektir. Tek kaynağa bağlı gelir kırılgan oluyor.
İlk adım: veriyi kendinize alın
Müşteri iletişim bilgisini toplayabildiğiniz bir yol kurun. Platform izin verdiği ölçüde bile olsa biriktirin. Küçük bir liste bile değerli oluyor. Zamanla da birikiyor. Varlık sahipliği buradan başlıyor.
Sonraki adım: ikinci kanalı açın
Tek kanala bağlıysanız yanına küçük bir varlık ekleyin. Büyük olması gerekmiyor. Varlık seçimi hangisinin uygun olduğunu gösteriyor.
Pazaryeri satış getiriyor. Kendi varlığınız ise müşteriyi getiriyor.
