Veriyi izinle toplamanın yolu: ne istediğinizi ve karşılığında ne verdiğinizi yazın
Birinden bilgi isterken karşılığında ne verdiğinizi söylemiyorsanız, hayır cevabı almanız normal. Sektör verisi bunu doğruluyor: kolayca ulaşılabilen bir ret düğmesi konduğunda katılımcıların yarıdan çoğu paylaşımı tümüyle geri çeviriyor.
Bu yazı izinli toplamanın nasıl kurulacağını anlatıyor. Yarım saatlik bir iş ve hiçbir bütçe gerektirmiyor.
Sorun Ne?
BU BÖLÜMÜN ÖZETİ
- Ne istediğiniz belli değil
- Karşılığı yok
- Ne olacağı söylenmiyor
Üç manzara var.
Ne istediğiniz belli değil
Formda beş alan duruyor ama neden istendiği hiçbir yerde yazmıyor. Karşınızdaki kişi bunu bir bilgi talebi değil, bir sorgu gibi hissediyor. Doldurmadan çıkması da bu yüzden. Kimse sebebini bilmediği bir soruya cevap vermek istemiyor.
Karşılığı yok
Bilgi istiyorsunuz ama karşılığında bir şey sunmuyorsunuz. Tek taraflı bir alışverişe kimse gönüllü girmiyor. Oysa vereceğiniz şey büyük olmak zorunda değil. Küçük ve net bir karşılık fazlasıyla iş görüyor.
Ne olacağı söylenmiyor
E-postasını veren kişi ne alacağını bilmiyor. Haftada beş mesaj mı gelecek, ayda bir mi? Belirsizlik en çok bu noktada caydırıyor. İnsanlar kaydolmaktan değil, ne geleceğini bilmemekten çekiniyor.
Neden Oluyor?
BU BÖLÜMÜN ÖZETİ
- Form eski alışkanlıkla kuruldu
- Az bilgi istemek riskli görünüyor
- Açıklamak gereksiz sanılıyor
Üç sebep.
Form eski alışkanlıkla kuruldu
O form yıllar önce yapıldı ve kimse dönüp bakmadı. O dönemde insanlar bilgi vermeye daha alışkındı. Kural değişti ama form aynı kaldı. Bu bir ihmal değil, sadece kimsenin gündemine girmedi.
Az bilgi istemek riskli görünüyor
Bir şeyi sormazsanız sonradan lazım olur diye korkuluyor. Bu yüzden her ihtimale karşı alan ekleniyor. Ama uzayan her form dolduran sayısını düşürüyor. Sonradan sorabileceğiniz şeyi baştan sormak pahalıya geliyor.
Açıklamak gereksiz sanılıyor
“Zaten belli” diye düşünülüyor ama karşıdaki kişi için belli değil. Tek cümlelik bir açıklama oranı gözle görülür biçimde değiştiriyor. Yazmamak, açıklamamak anlamına geliyor. Karşıdaki kişi zihninizden geçenleri okuyamıyor.
Nasıl Yapılır?
BU BÖLÜMÜN ÖZETİ
- Adım 1: neden istediğinizi yazın
- Adım 2: karşılığını somut söyleyin
- Adım 3: sıklığı baştan taahhüt edin
Üç adım.
Adım 1: neden istediğinizi yazın
Her alanın yanına değil, formun başına tek cümle koyun. “Size uygun bir teklif hazırlayabilmek için bu bilgileri istiyoruz” kadar basit. Bu cümle bir hukuk metni değil, bir nezaket cümlesi. Beş dakikada yazılıyor ve etkisi hemen görünüyor. Bir ay sonra oranınıza bakın; farkı kendiniz göreceksiniz. Bu değişikliğin hiçbir maliyeti yok. Sadece bir cümle yazıyorsunuz ve o cümle yıllarca orada duruyor. Bir kez yazılıp unutulan işlerden biri. Bakım da istemiyor. Yılda bir okuyup hâlâ doğru mu diye bakmak yeterli.
Adım 2: karşılığını somut söyleyin
Ne vereceğinizi belirsiz bırakmayın. İndirim, öncelikli randevu, bir rehber ya da sadece hızlı dönüş olabilir. Küçük ama net bir karşılık, büyük ama muğlak bir vaatten iyi çalışıyor. İnsanlar somut olana güveniyor. Ne alacağını bilen kişi tereddüt etmiyor. Belirsizlik ise her zaman kaybettiriyor. İnsanlar bilmedikleri şeyden uzak duruyor. Bunu kişisel almayın, herkese karşı böyle davranıyorlar.
Adım 3: sıklığı baştan taahhüt edin
“Ayda bir e-posta göndereceğiz” yazmak, hiç yazmamaktan çok daha yüksek oran veriyor. İnsanlar kaydolmaktan değil, ne kadar mesaj geleceğini bilmemekten çekiniyor. Hangi veriyi istediğiniz kadar ne söz verdiğiniz de belirleyici oluyor.
Ne Kadar Sürer, Nereden Başlanır?
BU BÖLÜMÜN ÖZETİ
- Üç cümle, yarım saat
- Getirisi doğrudan orana yansıyor
- İlk adım: kendi formunuzu doldurun
Yarım saat.
Üç cümle, yarım saat
Sebep, karşılık ve sıklık. Üçünü yazmak yarım saat sürüyor ve sonrasında hiç dokunmuyorsunuz.
Getirisi doğrudan orana yansıyor
Aynı kitle, açıklanmış bir formda daha yüksek oranda bilgi bırakıyor. Trafiğinizi artırmadan daha çok veri toplamış oluyorsunuz. Maliyeti ise sadece yazma zamanı oluyor. Reklam bütçesi artırmadan alınan bir kazanç oluyor. Aynı trafikten daha çok veri çıkıyor. Ziyaretçi sayınız hiç değişmeden listeniz büyüyor. En ucuz büyüme biçimi bu oluyor. Yeni ziyaretçi bulmaktan çok daha kolay.
İlk adım: kendi formunuzu doldurun
Ziyaretçi gibi bakın ve kendinize sorun: ben bu bilgiyi verir miydim? Cevabınız tereddütlüyse düzeltmeniz gereken yer belli. Toplanan bilginin nerede duracağı da baştan kararlaştırılmalı.
Yaygın Hata
BU BÖLÜMÜN ÖZETİ
- Hukuk diliyle yazmak
- Karşılığı abartmak
- Her ihtimale karşı alan eklemek
Üç tuzak.
Hukuk diliyle yazmak
Uzun bir gizlilik metni güven vermiyor, aksine kaçırıyor. Kimse o metni okumuyor ve okumadığı bir şeyin yanında rahat hissetmiyor. Uzunluk güven değil, kaygı üretiyor. Sade bir cümle üç paragraftan daha çok iş görüyor. Sade bir cümle, üç paragraflık metinden daha çok güven üretiyor.
Karşılığı abartmak
Büyük vaatler kısa vadede oran yükseltiyor ama sonra sorun çıkarıyor. Vaadi tutamazsanız o kişi listeden çıkıyor ve bir daha dönmüyor. Küçük söz verip fazlasını yapmak, büyük söz verip yetişememekten çok daha iyi çalışıyor.
Her ihtimale karşı alan eklemek
“Belki lazım olur” diye eklenen alanlar hiç kullanılmıyor. Ama her biri dolduran sayısını düşürüyor. Sonradan sorabileceğiniz şeyi baştan sormayın.
Sıkça Sorulan Sorular
Kısaltmak tek başına yetmiyor; asıl mesele neden sorduğunuzu söylemek. Üç alanlık bir form bile açıklamasız duruyorsa insanlar tereddüt ediyor. Formun başına tek cümle ekleyin ve bir ay bekleyin. Bir de karşılığa bakın: bilgiyi veren kişi ne kazanıyor? Cevabınız yoksa oran zaten yükselmez, çünkü ortada bir alışveriş yok.
Caydırıcı olabiliyor ama tamamen vazgeçmeniz gerekmiyor. İki yol var. Birincisi zorunlu olmaktan çıkarmak; isteyen bırakır, istemeyen atlar. İkincisi neden istediğinizi yazmak: “Daha hızlı dönebilmek için” cümlesi tek başına fark yaratıyor. Acil hizmet veriyorsanız numara zaten beklenen bir alan; asıl caydırıcı olan sebepsiz sorulması.
Hazır metin kopyalamak yerine kendi cümlenizi yazın. Hukuki zorunluluklar için elbette standart bir metin gerekiyor, ama o metin formun başındaki açıklamanın yerine geçmiyor. Biri yasal koruma sağlıyor, diğeri güven sağlıyor. İkisini karıştırmak yaygın bir hata; sonuçta ortaya kimsenin okumadığı bir sayfa çıkıyor.
